Düşün Yazıları
"Fikirlerin ve devrimlerin ışığında, meşaleci kalemlerden dökülen entelektüel düşünce yazıları."
Tarih
Araç veya Amaç Olarak Şiilik
Bu yazıda, Şii İslam'ı ya da daha doğru bir ifadeyle İslamiyet’teki çeşitli heterodoks inançları ve bunların İslam tarihinde "iktidara giden yollar" olarak kullanımını inceleyeceğim. Şiilik’i anlayabilmek için bu mezhebi benimsemiş ve güçleri nispetince benimsetmeye çalışmış üç siyasi yapıdan; Fatımiler’den, Büveyhiler’den ve Karmatiler’den bahsedeceğim. Bu üç siyasi yapının Şiiliği neden benimsediği sorusu ile hangi noktaya kadar Şiilik anlayışlarının aynı veya benzer kaldığı ve sonrasında da hangi noktada farklılaşmaya başladığı bu yazının cevap vermeye çalışacağı iki ana soru olarak kabul edilebilir.
Tarih
1908'den Cumhuriyet'e Uzanan Devrimlerin Ortak Noktaları
Modernleşme, toplumsal, siyasal, kültürel ve ekonomik alanlarda geleneksel yapılar yerine daha rasyonel, bilimsel ve evrensel değerlere dayalı kurumların benimsenmesini ifade eder. Bu dönüşüm, Batı Avrupa'da aydınlanma düşüncesi, Sanayi Devrimi ve Fransız Devrimi ile şekillenmiş, birey merkezli, seküler ve akılcı bir toplum idealini temel almıştır. Osmanlı İmparatorluğu'na ise modernleşme daha çok bir tepkiyle, yani Batı karşısında yaşanan askeri ve siyasal gerilemenin yarattığı krizle sirayet etmiştir. Bu nedenle Osmanlı bağlamında modernleşme, çoğu zaman bir ilerleme arayışından ziyade bir çöküşü durdurma refleksi olarak gelişmiştir.
Tarih
Yunan Askerlerinin Gözünden Büyük Taarruz
Gazi Mustafa Kemal Paşa Büyük Taaruz için şu cümleleri kurmuştu; Hayatımın en bahtiyar anı, Yunan ordularını Afyonkarahisar ve Dumlupınar Meydan Muharebeleri'nde imha ettiğim ve memleketimin kurtulduğunu bildiğim andı...
Tarih
Cumhuriyet'in İlanına Giden Süreç: Bir Fikrî Devrimin Anatomisi
1919, sadece bir işgal yılı değildi; aynı zamanda bir uyanış yılıydı. Amasya Genelgesi’nde “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” cümlesi ilk kez duyulduğunda, aslında Cumhuriyet’in ilk kelimeleri söylenmişti sadece adı konmamıştı. O dönem kimse “Cumhuriyet” demeye cesaret edemiyordu, ama herkes “artık bir şeylerin eskisi gibi olmayacağını” hissediyordu.
Tarih
Kurtuluşun Karargahından Cumhuriyetin Kalbine: Ankara
Başkent seçimi, iktidarın kendisini hangi tarihsel zemin üzerinde yeniden kurduğunu gösteren açık bir siyasî beyandır. Bu nedenle yeni devletler, eski merkezlerle birlikte yalnızca şehirleri değil, o şehirlerin temsil ettiği iktidar ilişkilerini de geride bırakmak zorunda kalır.