Biz Kimiz?
"Türk milletinin bağımsızlığını ilelebet savunmak; Türk Cumhuriyetine teveccüh edecek her tehlikeyi men etmek için yola çıkıyoruz."
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Gençliğe Seslenişi
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, kaleme aldığı Gençliğe Hitabeye şu cümleler ile başlamaktadır:
❝Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk İstiklâlini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur.❞
Atatürk'ün kaleme aldığı bu satırlar arasında bir sözcük dikkat çekmektedir: İlelebet. İlelebet sözcüğü, ❝sonsuza kadar, sürekli, ebediyen❞ anlamlarına gelmektedir. Atatürk, bu sözcüğü kullanırken Türk gençliğinin vazifelerinin ilki olan Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini muhafaza ve müdafaa etme görevinin sürekli devam etmesi gerektiğini vurgulamıştır. Ve yalnızca bunu vurgulamakla kalmamış, var (mevcut) olmanın ve bir geleceğe yürüyebilmenin ilk şartının bu görev ile mümkün olacağını belirtmiştir. İlelebet Kadrosu olarak bizler, Atatürk'ün Gençliğe Hitabesinden aldığımız ilhamla, Türk milletinin bağımsızlığını ilelebet savunmak; Türk Cumhuriyetine teveccüh edecek her tehlikeyi, bağımsız kalemlerimiz ve özgün düşüncelerimizle kemal-i şiddetle men etmek için yola çıkıyoruz.
İlelebet Dergisi Nedir?
İlelebet, bir Kemalist kültür dergisidir. İlelebet Kadrosu, kuruluş bünyesinde görev alan tüm yazarları ve içerik üreticilerini (ana/konuk kadro fark etmeksizin) kapsamaktadır. Kadromuz, tüm içeriklerini, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesi olan Kemalizm prensipleri (altı ilke) ekseninde yayımlar. İlelebet Kadrosu'nda görev almak ve/veya içerik üretmek, ❝İlelebet Yayım İlkeleri❞ doğrultusunda hareket etmeyi gerektirir.
Kemalizm Nedir?
Kemalizm kavramı, Kurtuluş Savaşı sırasında, Mustafa Kemal liderliği etrafında toplanan ve Millî Mücadele'nin içerisinde yer alan kesimleri tanımlamak amacıyla ilk olarak ❝Kemalist❞ şeklinde kullanılmıştır. Cumhuriyet devrimi sonrasında, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ideallerine dayanacak olan Kemalizm'i; ilk olarak "görüş sistemi" haline getirmeyi amaçlayanlar, 1932 yılında Şevket Süreyya Aydemir öncülüğündeki Kadro Hareketi'dir.
Kadrocular, Kadro Dergisi içerisinde, Kemalizm'i ilk defa sistemleştiren dönemin yazar ve siyasetçi aydınlarından oluşmaktadırlar. İleriki yıllarda ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk, kendi yazısıyla Kemalizm'in Cumhuriyet Halk Fırkası parti programının güttüğü bütün prensiplerin (uygulamaların ve ilkelerin) tamamına eşdeğer olduğunu belirtmiştir.
Günümüzde Kemalizm ve Kemalizm'den Ne Anlamalıyız?
Günümüzde Kemalist prensipleri -geçmişte olduğu gibi- bağımsız çevrelerde, farklı politik ideolojiler ile yorumlayanlar mevcuttur. Bu, pek tabii ki olması gerekendir. Ancak, Kemalizm'in hali hazırda ilerici bir görüş sistemi olması sebebiyle farklı ideolojiler ile "tanımlanması" mümkün olmamaktadır. Bugün, başka ideolojiler ile temellendirilerek ortaya atılmış Kemalizm fraksiyonları, adları üstlerinde başka fraksiyonlardır ve bu görüşler Kemalizm ile karıştırılmamalıdır.
Aynı zamanda Kemalizm, bir ideoloji de değildir. Çünkü ideoloji olabilecek dogmatik seviyeye ulaşamamıştır. Günümüzde farklı çevre ve kesimlerden birden fazla Kemalizm fraksiyonu ortaya çıkmasının nedeni de budur. Bu, Kemalizm'in ilerici yönünü kısıtlamaz, aksine yüceltir. Keza ideolojiler, dogmatik görüş sistemlerinin adıdır.
Günümüz politik ideolojilerinin bir kısmı, tutucu fikirlerin etrafında şekillenmiş ve pratik tezahürde geliştirilemeyecek ilkelerden oluşmaktadır. Çünkü ideolojilerde kabul edilen görüşler-ilkeler eylemlere uydurulmaya, oysa Kemalizm prensiplerinde ise eylemler ilkelere uydurulmaya çalışılır. Kemalizm, altı ilkeden oluşur ve bu ilkelerin günümüz koşullarında, akıl ve bilimin ışığında, pratik çevrelerin içerisinde ilerletilebilmesi pek tabii ki mümkündür.
Niçin Kemalist Prensipleri Sahipleniyoruz?
Kemalist Devrim (Atatürk'ün deyimi ile Türk Genel Devrimi) getirdiği cumhuriyet idaresi, yeni-ilerici kurumlar ve ulus-devlet modeli ile Türkiye Cumhuriyeti tarihinde başarıya ulaşabilmiş tek devrimci görüş sistemidir. Bizler devrimciliği, eskiyen kurumları-sistemleri yıkıp yerine günün koşullarına ve akla uygun kurumlar/sistemler oluşturmak olarak ele alıyoruz. Devrimciliğin, "durmayalım, düşeriz." şiarından meydana geldiğinin bilincinde olan İlelebet Kadrosu olarak bizler, devrimcilik ilkesinin Kemalist prensiplerin iki temel ilkesinden biri olduğu konusunda uzlaşmaktayız.
İlelebet Kadrosu, Kemalizm'in iki temel ilkesinden bir diğerinin Türkçülük; diğer adı ile Türk milliyetçiliği-ulusçuluğu olduğu konusunda hemfikirdir. Milliyetçiliğimiz; devletçi, laik ve halkçı temellere dayanır. Kadromuz, halkçılık ve laiklik ilkeleri ile bu milliyetçi düşünceyi destekler çünkü halkçı ve laik temellere dayanmayan milliyetçilik görüşlerinin sadece bir siyasi dolandırıcılık konusu olan faşizm olacağını bilir.
Günüm koşullarında çaça uygun ve en ilerici devlet modeli ulus-devlet modelidir. Bizler, "Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir" şiarı ile hareket eder ve Türk milletinin yaşadığı coğrafyada etnikçiliğe (ırkçılığa) ve bölücülüğe karşı çıkarız. Biliriz ki Türklük; Türk Ülküsü ile Türkiye Cumhuriyetine, yurttaşlık, dil, kültür ve maneviyat bağıyla kökten bağlı olanların davasıdır. İlelebet Kadrosu, Türk milletinin farklı coğrafya ve köklerden gelmiş insanlarla birlikte bölünmez bir bütün olduğu konusunda hemfikirdir.
İlelebet Kadrosu olarak bizler, devletçiyiz. İktisadi kurtuluşun Kemalist devletçilik ile gerçekleşeceğinin bilincindeyiz. Kamuyu önceleyen İlelebet Kadrosu, karma ekonomiyi desteklemektedir. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Mevcut kalmadıkça piyasalara karışılmaz, bununla birlikte hiçbir piyasa da başı boş değildir." sözü ekonomi alanındaki görüşlerimizin temelidir. Bizler, devletçi görüşlerimiz ile birlikte Türk milletinin sınıf çatışması içerisinde ezilmesini değil milli birlik ve "dayanışma" ruhu ile yükselmesini savunmaktayız. Bu nedenledir ki hiçbir zümre, hanedan veya kesime Türk milletini yönetme hakkının verilmemesi, Türk milletinin demokratik yollarla kendi kendisini yönetmesi gerektiğinin zorunluluk olduğunu düşünmekteyiz. Bu gerekçelerimiz ile halkçı-devletçi görüşlerimiz "dayanışmacılık" (solidarizm) ile örtüşmektedir.
Birleşmiş bir ulus, eğitimli bir toplum ve özgür bireyler olabilmek ancak laiklik ilkesi benimsenirse mümkün olabilir. Bizler, Türk milletinin her bir bireyinin dini inanışlarına ve dünya görüşlerine saygı göstermekle birlikte her türlü din istismarına ve gericiliğe de karşı çıkmaktayız.
Arkadaşlar, unutulmamalıdır ki biz Mustafa Kemaller devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçileriyiz. Ve biliriz ki cumhuriyet, yeni ve sağlam esasları ile Türk milletini emin ve metin bir gelecek yoluna koyduğu kadar, asıl fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik itibariyle büsbütün yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur.
Bizler, bu yeni hayatı bizlere armağan eden cumhuriyetimizi, hangi ahval ve şerait içerisinde olursak olalım ilelebet muhafaza ve müdafaa etmeyi mücadelemiz biliriz. Amacımız Türk’ün nice kanlar dökerek kurduğu cumhuriyeti korumak, kültür-sanat ve bilimin her alanında yükseltmek ve Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün izinde Türk’e hizmet etmektir. Ve yine biliriz ki bunu yaparken milletimizin sevgileri, hayırlı ve faydalı çalışmalarımızda daima bizimle beraber olacaktır.