Düşün Yazıları
"İlelebet Dergisi'nde yayınlanan tüm düşün yazıları, gündem analizleri, söyleşiler, çeviriler, derlemeler ve makaleler bir arada."
Dijital Teknolojilerin Gaspı
Daha yaklaşık 70 yıl öncesinde bir odaya anca sığdırdığımız bilgisayarlar geldiğimiz noktada artık arabamıza, salonumuza, masamıza, cebimize, bileğimize sığar/yer bulur oldu. Teknolojinin insanlara ulaşması gelişimi ile doğru orantılı gerçekleşmiştir. Transistörün icadından sonra tüm insanlığı saran yeni etkileşim, yeni bilgi, yeni ihtisas, yeni mücerret vasıf tüm ihtişamı ile parlıyordu.
1908'den Cumhuriyet'e Uzanan Devrimlerin Ortak Noktaları
Modernleşme, toplumsal, siyasal, kültürel ve ekonomik alanlarda geleneksel yapılar yerine daha rasyonel, bilimsel ve evrensel değerlere dayalı kurumların benimsenmesini ifade eder. Bu dönüşüm, Batı Avrupa'da aydınlanma düşüncesi, Sanayi Devrimi ve Fransız Devrimi ile şekillenmiş, birey merkezli, seküler ve akılcı bir toplum idealini temel almıştır. Osmanlı İmparatorluğu'na ise modernleşme daha çok bir tepkiyle, yani Batı karşısında yaşanan askeri ve siyasal gerilemenin yarattığı krizle sirayet etmiştir. Bu nedenle Osmanlı bağlamında modernleşme, çoğu zaman bir ilerleme arayışından ziyade bir çöküşü durdurma refleksi olarak gelişmiştir.
Yunan Askerlerinin Gözünden Büyük Taarruz
Gazi Mustafa Kemal Paşa Büyük Taaruz için şu cümleleri kurmuştu; Hayatımın en bahtiyar anı, Yunan ordularını Afyonkarahisar ve Dumlupınar Meydan Muharebeleri'nde imha ettiğim ve memleketimin kurtulduğunu bildiğim andı...
Kurtuluşun Karargahından Cumhuriyetin Kalbine: Ankara
Başkent seçimi, iktidarın kendisini hangi tarihsel zemin üzerinde yeniden kurduğunu gösteren açık bir siyasî beyandır. Bu nedenle yeni devletler, eski merkezlerle birlikte yalnızca şehirleri değil, o şehirlerin temsil ettiği iktidar ilişkilerini de geride bırakmak zorunda kalır.
Özgürlük Konfor Değildir / Bir Kemalist Ütopya Denemesi
Ütopyalar çoğu zaman gerçeklikten kaçmanın zarif bir yolu olarak görülür. İnsanlar ütopya kurar çünkü dünya yorucudur; çünkü yaşadıkları düzen onlara yetmez. Ancak Ahmet Ağaoğlu’nun Serbest İnsanlar Ülkesinde adlı eseri, bu alışıldık kaçış çizgisinin dışında durur. Bu metin, okuru daha rahat bir hayata değil, daha zor bir hayata çağırır.
Propaganda: Görünmez Hükümet ve Milli Egemenlik
Takvimler 1928 yılını gösterdiğinde, Sigmund Freud’un yeğeni Edward Bernays, iletişim dünyasında taşları yerinden oynatacak o meşhur cümlesini kuruyordu: "Zihinlerimizin ve alışkanlıklarımızın bilinçli ve zeki bir şekilde manipüle edilmesi, demokratik bir toplumun temel unsurlarından biridir." Bernays’e göre, kitlelerin kaotik doğasını dizginlemek için adını hiç duymadığımız, yüzünü hiç görmediğimiz bir azınlık, bizim adımıza neyi seveceğimize, neye inanacağımıza ve neyi tüketeceğimize karar vermeliydi. O, buna "Görünmez Hükümet" diyordu.
Kemalist Anatomi; Konforun Ötesinde, Propagandanın Üstünde
"Beden konforla çürür, zihin propagandayla teslim alınır. Bu kuşatmanın ortasında ayakta kalan yegâne kale akıl ve iradedir. Kemalist ütopya uzak bir gelecekte değil; tam da rehaveti ve manipülasyonu reddeden bu sarsılmaz insan anatomisinde hayat bulur."
Kemalist Türkiye ile Zogist Arnavutluk
Türkiye’de cumhuriyet temelli millet egemenliği hedeflenirken, Arnavutluk’ta monarşi altında “cumhuriyetçi eğilimli bir otorite” inşa edildi. Kemalist sistem devrimci ve ilerici temellerle inşa edilirken, Zogist modernleşme daha çok pragmatik ve kişisel iktidara dayalıydı.
Solidarizm, Varoluşçuluk ve Kemalizm
Kemalist modernleşme, bireyin özgür iradesini inkâr etmeksizin, topluma karşı görevlerini merkeze alan solidarist (aynı zamanda korporatist) bir yaklaşımı benimsemiştir.
Cumhuriyet'in İlanına Giden Süreç: Bir Fikrî Devrimin Anatomisi
1919, sadece bir işgal yılı değildi; aynı zamanda bir uyanış yılıydı. Amasya Genelgesi’nde “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” cümlesi ilk kez duyulduğunda, aslında Cumhuriyet’in ilk kelimeleri söylenmişti sadece adı konmamıştı. O dönem kimse “Cumhuriyet” demeye cesaret edemiyordu, ama herkes “artık bir şeylerin eskisi gibi olmayacağını” hissediyordu.
Cumhuriyet'in Işığında Eğitim
Cumhuriyetin ilanından sonra ele aldığı eğitim içler acısı hâldeydi. Karşı karşıya olunan manzara şu şekildeydi: eskimiş ve geçerliliği kalmamış yöntemler ile eğitim veren kurumlar, birbirinden bağımsız sistemsiz eğitimler, yabancı ve azınlık okullarının kendi ideolojilerine bağlı eğitim ve propagandaları, okuryazar nüfusun azlığı...
Cumhuriyet Dönemi'nde Halkçılık ve Dayanışmacılık
Cumhuriyet’in kurucu kadroları, özellikle Léon Bourgeois ve Émile Durkheim gibi Fransız düşünürlerden etkilenmiş; liberal bireyciliğin toplumu atomize eden yönünü ve sosyalizmin sınıf mücadelesine dayalı yapısını reddederek, dayanışmacı bir toplum modeli inşa etmeyi amaçlamışlardır. Bu modelde halk, yalnızca siyasi bir özne değil; aynı zamanda ortak sorumluluk bilinciyle birbirine bağlı bireylerden oluşan bir “ahlaki cemaat”tir.
Emperyalizme Karşı Sarsılmaz Bir İrade
Mustafa Kemal Atatürk'ün emperyalizme karşı olan kararlılığı.